1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Kök Hücre Naklinde Doğru Donör Hayati Önem Taşıyor!

Kök Hücre Naklinde Doğru Donör Hayati Önem Taşıyor!

Lösemi, lenfoma ve multipl miyelom gibi birçok hematolojik hastalıkta iyileştirici bir tedavi seçeneği sunan kök hücre nakli, uygun donörün bulunması ve bağışçının sağlık durumunun ayrıntılı değerlendirilmesiyle başlıyor. HLA uyumu, kök hücre kaynağının doğru belirlenmesi ve…

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Lösemi, lenfoma ve multipl miyelom gibi birçok hematolojik hastalıkta iyileştirici bir tedavi seçeneği sunan kök hücre nakli, uygun donörün bulunması ve bağışçının sağlık durumunun ayrıntılı değerlendirilmesiyle başlıyor. HLA uyumu, kök hücre kaynağının doğru belirlenmesi ve bağışçı takibi, nakil sürecinin başarısında büyük önem taşıyor. Dünyada yılda yaklaşık 90 bin kök hücre nakli yapılabiliyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vefki Gürhan Kadıköylü, “16 Eylül Dünya Kemik İliği Bağışçıları Günü” kapsamında kök hücre bağışçılığında donör seçimi, HLA uyumu ve kök hücre toplama yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.

Kök hücre nakli birçok hastalıkta uygulanabiliyor

Kök hücre nakli; lösemi, lenfoma, multipl miyelom, miyeloproliferatif hastalıklar ve miyelodisplastik sendromun yanı sıra nöroblastom, glioblastom, Ewing sarkomu, medulloblastom ve çoklu tedavi sıralarına yanıtsız kanserlerde de uygulanabilen bir tedavi seçeneğidir. Talasemi, orak hücreli anemi ve aplastik anemi gibi genetik ve hematolojik hastalıklar ile depo hastalıkları, immün yetersizlikler ve otoimmün hastalıklar da KHN’nin uygulandığı hastalıklar arasında yer almaktadır. Kanserlerde KHN’nin temel amacı, kanser hücrelerinin ortadan kaldırılmasıdır. Bunun için kök hücrelerin hastaya verilmesinden önce kemoterapi, immüno-kemoterapi veya tüm vücut ışınlaması gibi hazırlama tedavileri uygulanmaktadır. Ayrıca kök hücrelerdeki lenfositlerin kanser hücrelerini yok etme etkisinden de yararlanılmaktadır. Bağışıklık sistemi hastalıklarında ise bağışıklık sisteminin yeniden düzenlenmesi amaçlanmaktadır.

Donör seçiminde HLA uyumu önem taşıyor

Hastaya kök hücrelerini veren kişiye donör, yani bağışçı adı verilmektedir. Donörlere kök hücre bağışının karşılık beklemeden ve kendi iradeleriyle yapıldığı konusunda bilgi verilmesi ve onamlarının alınması gerekmektedir. 18 yaşın altındaki donörlerde ebeveynlerden onam alınması gerekmektedir. Akraba donörler için üst yaş sınırı genellikle 60 olarak kabul edilirken, TÜRKÖK akraba dışı donörler için 50 yaşını sınır kabul etmektedir. Bazı ülkelerde bu sınır 60-65 yaş arasında değişmektedir. Ancak donörün yaşından çok sağlık durumu ve kemik iliği rezervi önem taşımaktadır. Donör taramasında hasta ve donör için öncelikle insan lökosit antijenlerinin (HLA) tiplendirmesi yapılmaktadır. HLA uyumu; naklin başarısı, graft versus host hastalığı (GVHH), graft yetersizliği ve mortalite açısından önemli rol oynamaktadır. Aile içi tarama kardeş, anne, baba ve diğer akrabalardan başlamaktadır. HLA-A, HLA-B ve HLA-DRB1 açısından 5/6 tama yakın, 6/6 ise tam uyumlu kabul edilmektedir. Akraba taramalarında HLA uyumu yaklaşık yüzde 25 oranında bulunmaktadır.

Akraba dışı uygun donör de bulunabiliyor

Uyumlu akraba donör bulunamadığında akraba dışı donör taraması yapılmaktadır. Türkiye’de bu amaçla Kızılay bünyesindeki TÜRKÖK’e başvurulabilmektedir. KHN merkezleri, hastanın HLA verilerini TÜRKÖK veri tabanındaki donörlerle karşılaştırarak uygun donörleri belirlemektedir. Türkiye’de uygun donör bulunamaması halinde İstanbul’da TRIS ve Ankara’da TRAN aracılığıyla dünyanın farklı ülkelerindeki donör veri tabanlarında tarama yapılabilmektedir. Akraba dışı donörlerde HLA-A, HLA-B, HLA-C, HLA-DRB1 ve HLA-DQ1 değerlendirilirken 9/10 tama yakın, 10/10 tam uyumlu kabul edilmektedir. Uygun akraba veya akraba dışı donör bulunamadığında 5-8/10 uyuma sahip, en az yarı uyumlu donörlerden haploidentik allojeneik KHN yapılabilmektedir. HLA uyumsuzluğu arttıkça GVHH, graft yetersizliği ve mortalite riski de artmaktadır.

Donörlerin sağlık durumu ayrıntılı değerlendiriliyor

Kök hücre donörlerinde genetik geçişli hastalıklar, fiziksel sorunlar, ailede kanser öyküsü, aktif ve ilaç kullanımını gerektiren hastalıklar, psikiyatrik ve bulaşıcı hastalıklar araştırılmaktadır. Ayrıca gebelik, kan transfüzyonu, seyahat, tıbbi girişim, kimyasal ve fiziksel etmenlere maruziyet, aile ve alışkanlıklar değerlendirilmekte ve detaylı fizik muayene yapılmaktadır. KHN adayı donörden tam kan, pıhtılaşma ve biyokimyasal testler, kan grubu ve kadınsa gebelik testi yapılmaktadır. Kan grubu uyumsuzluğu, nakil için ret nedeni değildir. CMV, hepatit B ve C, HIV, toksoplazma, sifiliz ve HSV testleri yapılmaktadır. Hemoglobinopatili hastaların naklinde kullanılacak donörlerde hemoglobin elektroforezi yapılmaktadır. Ayrıca kardiyoloji ve göğüs hastalıkları, kadınlarda ise kadın hastalıkları konsültasyonu gerekmektedir. Bu değerlendirmelerin sonucunda donörler kök hücre bağışçısı olarak kabul edilebildiği gibi geçici veya kalıcı olarak reddedilebilmektedir.

Kök hücre kaynağına göre farklı yöntemler kullanılıyor

Kök hücre kaynağı olarak çoğunlukla periferik kök hücre olmak üzere kemik iliği ve göbek kordonu kullanılabilmektedir. Kemik iliği; kemik iliği yetersizliği ve genetik hastalıklar gibi kötücül olmayan hematolojik hastalıkların yanı sıra hematolojik kanserlerde de kullanılabilmektedir. Anestezi ve hastaneye yatış gerektirmesi, işleme bağlı kanama ve ağrı ile engraftmanın daha geç olması dezavantajları arasında yer almaktadır. G-CSF gibi büyüme faktörlerinin kullanılmaması, kateter takılmaması ve aferez yapılmaması ise avantaj sağlamaktadır. Periferik kök hücreler, kanser hastalarının yanı sıra kötücül olmayan hastalıkların KHN’sinde de kullanılabilmektedir. Dört-beş gün uygulanan G-CSF’ye bağlı kemik ağrısı ve ateş, kateter gereksinimi, aferez ilişkili komplikasyonlar, bir-üç kez aferez yapılması ve GVHH riskinin daha sık görülmesi dezavantajları arasında bulunmaktadır. Anestezi uygulanmaması ve engraftmanın daha kısa sürede ortaya çıkması ise avantaj sağlamaktadır. Göbek kordonu genellikle çocuklarda tam uyumlu akraba ve akraba dışı donör bulunamadığında kullanılmaktadır. Çift göbek kordonu tercih edilebilmekte ve erişkinlerde de kök hücre kaynağı olarak kullanılabilmektedir. Engraftmanın uzun sürmesi, bağışıklık sisteminin geç toparlanması ve yüksek riskli kanser hastalarında nüks olasılığının yüksek olması dezavantajları arasında yer almaktadır.

Kök hücre bağışçıları takip ediliyor

Kök hücre donörleri G-CSF uygulamasından sonra 10 yıl, G-CSF uygulanmayan donörler ise 12 ay takip edilmektedir. Donörlerde ortaya çıkan komplikasyonların büyük bölümü erken dönemde görülmektedir. G-CSF ilişkili geç dönem pıhtılaşmaya eğilim, kalp damar hastalıkları ve lösemi riskinin yapılan çalışmalarda yüksek oranda bulunmadığı belirtilmektedir. Kök hücre bağışında donörün gönüllü olması, uygun şekilde bilgilendirilmesi, sağlık durumunun ayrıntılı eğerlendirilmesi ve bağış sonrasında takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kök Hücre Naklinde Doğru Donör Hayati Önem Taşıyor!
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Ne Dersin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!